TENKİT KENDİNE, BİLGİ EHLİNE, SEVGİ SEVENEDİR...

SAYFA 1 SAYFA 2 SAYFA 3 * RUHSAL BİLGİ SİTESİ * DOĞRU YAŞAM BİLGİLERİ *                                 *ARAMADIĞIMIZ  HAZİNEYİ  BULAMAYIZ.* SAYFA 4 SAYFA 5 ARŞİV
  Bugün: 29 Mart 2020 Pazar

  ANLAMAK AHENK SAĞLAR
  İKİNCİ ZAMAN
  ZAMANI YAŞIYOR OLMAK
  İYİ VE DOĞRU
  DİKKAT ÜST BİLİNCİMİZİN...
  SEVGİ VE YAŞAM
  ZİHİN VE SEVGİ
  İYİLİK BÖYLE BİR ŞEYDİR
  UMUDU DAHA GENİŞ DÜŞÜNMEK
  HAYRI BİLMEK O'NA ERMEKTİR
  EYLEM YOKSA BİLGİ...
  IŞIK OLMAK
  KORKU VE ENDİŞE
  BİRLEŞTİRİLEN DEĞERLER
  BAŞEDEMEDİĞİMİZ SINAVLAR
  DÜNYA OYUNU...
  SEVGİ ÜZERİNE...
  RUHSAL İNCELİK
  ŞUUR VE BOYUT ANLAMLARI
  GÜCÜN KAYNAĞI AŞK...
  GERÇEĞİN GÜCÜNÜ GİYİNMEK
  TV'DE NELER VAR?
  ÖZGÜR MÜYÜZ?
  KURTULUŞ KENDİNİ BİLMEKTİR
  BİLGİ, SEVGİ VE HAYIR
  RUHSAL DENGE VE DÜZEN
  RUHSAL GERÇEK
  GERÇEK BİZ KİMİZ?
  RUHSAL YOLUN ÖNCELİKLERİ
  BİRLİK VE HAYIR İLİŞKİSİ
  BÜTÜNLENMEK
  ALLAH İNANCI
  TV'DE NELER VAR?
  RUHSAL ÖZGÜRLÜK
  ÖZGÜR OLMAK
  DİLEKLERİMİZ
  ÖZ BİLGİ
  HİZMET YARATMAK
  O'NUN ADALETİNİ ANLAMAK
  İLAHİ ADALETİN TECELLİSİ
  KADERİMİZİ BİZ Mİ YARATIYORUZ?
  SEVGİ VE AYDINLANMA
  TV'DE NELER VAR?
  YÜKSEK HİSSEDİŞ
  HAYRI BİLMEK
  SEVGİ VE KENDİNİ BİLME
  SEVGİ VE İNSANÎ DEĞERLER
  YENİ BOYUTA HAZIR MIYIZ?
  TV'DE NELER VAR?
  KARDEŞLİK ANLAMI
  YALAN SÖYLEMEK
  O'NUN SELAMI
  ATEŞ VE YANMAK
  DÜŞÜNCE SEVGİ VE İYİ OLMAK
  ANLAMAK DÜŞÜNMEK ARAMAK
  SEVGİ, İNANÇ, BİLGİ, VE NEŞE
  TV'DE NELER VAR?
  VAROLUŞ SORUMLULUĞU
  İNSANIN ÖZ DÜZENİ
  RUHSAL BİLGİYE UYMAK
  ŞUURLANMA
  KENDİMİZİN SORUMLULUĞU
  YALNIZ İYİLİK
  BERABERLİKTEN BİRLİĞE
  BİLGİNİN HAKEDİLİŞİ
  İNANMAK İLE YAPMAK
  İNANÇ VE SABIR
  İNSANIN GÜÇLERİ
  HALİM GÜROL İÇİN TAZİYE
  BİLGİ VE İDRAK
  O'NUN YOLUNDA OLMAK
  BULACAĞIMIZ GERÇEK
  GÖNÜL BİRLİĞİ
  DÜNYA SINAVI
  KORKULARIMIZIN KAYNAĞI
  VARLIK VE VAROLUŞ
  ANLAMAK VE KABUL ETMEK
  HAKEDİŞ ESASI
  HAKLAR VE SINIRLAR
  VERİCİLİK NEDİR?
Bize Ulaşmak İçin
info@ruhsalboyut.com
Yazdırılabilir Versiyon

HAFTANIN SORUSU




Varoluşumuzun sorumlulukla ilişkisini nasıl açıklıyoruz?


 

Tüm yaratılış bir "ilahi maksat" taşır.  Yaratılan için ise, bu "maksat" mutlaka erişilmesi gereken amaçtır. Yaratılış nedeni olan "maksat" gerçekleşmezse, neden ortadan kalkar, yaratılmış olan evrenden silinebilir.

İnsan, tüm diğer yaratılmış olanlar gibi yaratılış amacını gerçekleştirmekle sorumlu tutulmuştur. Amaç tek bir hedef değildir. Amaca ulaştıkça daha yüksek amaçlar karşımıza çıkar.

İnsan yaratılış amacını anlamak ve etap etap gerçekleştirmekle sorumludur. Çünkü insana akıl ve bilim verilmiştir; insanın muhakeme ve düşünce gücü vardır; gönül ve kalp değerleri ile donatılmıştır; ruh gücü ile desteklenmiştir.

Bütün bu yüksek değerler insanın bunları dünyada çarçur etmesi, yalancı güçlerin, basit işlerin peşinde koşması veya rahatlık ve keyif içinde yaşaması için verilmemiştir. İnsan bu yüksek değerleri yaratılış amacına uygun kullanmayıp sorumsuzca davrandığında zaten dünya hayatı çeşitli zorluklar ve acılar içinde geçmektedir.

İnsan önce sevgi, hizmet, doğruluk, iyilik gibi gönül değerlerini yaşamalıdır ki sorumluluğunu hissetmeye başlasın. İnanç o zaman başlar ve Ruh Gücü ortaya çıkar. Ruh Gücü O'nun Büyük Kudretidir. İnanç ve sevgi içimizde yükselir, kalp gücümüz doğar. İşte o zaman sorumluluğumuzu anlar yolumuzu görürüz.

Dünyadaki amaç sorumluluklarımızı yerine getirmekle anlaşılır. Öyle "tekamül etmeye geldik, bilgileri öğrendik, demek ki tekamül ettik" gibi laflarla kendimizi aldatmayalım. Bir büyük ruhsal rehber der ki: Çok zavallıyı kurtarmadınız! Sönen ışıkları yakmadınız! Karanlıkları aydınlatmadınız. Size verdik, siz vermediniz! Zaman aldınız, yürümediniz. Anladıklarınızı yapmadınız, o nedenle de birçoğunu anlamadınız. Öylece bekliyorsunuz. Korkuyorsunuz!

Belki bazılarımız diyebilir ki, ben şunları şunları yaptım. Bizi aldatan egosal düşünce biçimlerinden biri de budur. Kısmi görev, kısmi sorumluluk olmaz. Kısmi sorumluluk çok kolaylıkla sorumsuzluğa, gerçeği görmezliğe yani inkâra dönüşür. Yaptığı görevin, yerine getirdiği sorumluluğun yeterli olmadığını idrak edip her şeyden sorumlu olduğunun farkına varan, dikkatini tamamen bu yöne çeviren görevini tamamlayabilir.

İnsan sorumluluğundan uzaklaşmakla kendi varlığını dinamitlemektedir. Bir Yüce Veriliş "Sis gittikçe çoğaldı. Karanlık gittikçe arttı. Önünüzü görmüyorsunuz. Daha ne bekliyorsunuz? Gırtlağınıza kadar kana gömülmeyi mi! Boğulmayı mı? Birden bire yok olmayı mı?" diyor. Bu konuda daha pek çok ikaz vardır.

Hepimize anlayış, hissediş ve o acı akıbetten uzak olmayı diliyorum.

Güney Haştemoğlu  30.6.2015  *ruhsalboyut.com*

 

 

 

         Var olmuş olmak ve hayatı yaşıyor şansına sahip olmak, bazılarımıza göre çok doğal ve sıradan bir olaydır, çoğu insan için yaşadığı hayat bir tesadüfler zincirinin sonucudur. Bu bakış açısıyla bakıldığı zaman hayatın insanlara yüklediği tek soruluk hayatlarını idame ettirmek için para kazanmak, evlenmek çocuk sahibi olmak ve o çocuğu da tıpkı kendisi gibi yetiştirmek ve nihayetinde bir yaşam süresini kendisi ve ailesi için yaşayarak bu dünyadan gitmektir. Bazılarımız ise yaşanılan hayatın kendilerine verilmiş bir hediye olduğunu ve hayatın da bir oyun olduğunu düşünerek yaşamlarını bu gerçeklik üzerine kurgular ve öyle yaşarlar. 

         İnsanlar gerçeklik duygusunu kendi anlayabildikleri kadar yaşayabilirler, herkes kendi penceresinden görünen manzarayı kendi gerçekliği üzerinden değerlendirir ve bu o insan için tek gerçeklik olur bu gerçeklik insanın yetiştirilişinden, öğrendiği bilgilerden, çevresinden ve sonucunda elde ettiği inançlar ile "o insanın gerçekliği" haline gelir.

         Elbette insanoğlu sınırlı zihin ve farkındalık yapısı ile "yaşam ve gerçeklik" resminin çok küçük bir kısmını görebilir, anlayabilir. Daha büyük resimde kendisini görebilmesi, hayatın akışı içerisindeki tecrübeleri ve farkındalığının yükselmesine yönelik bir bakış açısında sahip olması, sevgiyi yaşama geçirebilme yeteneği ve "hizmet" ilkesini yaşam yap-boz'u içerisine hem kendisi için hem de herkes için "adil" bir çizgiye koyabilmek ile mümkün olabilecektir. Bu noktaya gelebilen daha doğrusu "gelmek isteyen" herkese bu "yol" açık tutulmuştur. Anlayış ve sevgi kazanımı aynı şekilde kişinin çevresine de aynı anlayışla ve sevgiyle yansıyarak hayatın daha farklı bir seyir içinde olabileceği hissini insana kazandırabilir. Bu kazanç ise insan için "vicdan" ve "gönül" kapısının açılması ile bilinmeyene doğru farklı bir yolculuk olabilir.

         Hayat paradoksunu, sevgi, saygı ve gönül duyuşu içerisinde değerlendirmeyi "tercih" edebilen herkes istisnasız varoluşunun sorumluluğunu üzerine almayı kabul etmiş sayılır.

Volkan Topaloğlu  7.7.2015  *ruhsalboyut.com*



 

 

Yaratılan her bir zerrenin varoluş planı içerisindeki rolünü bilmek ve onu anlamaya çalışmak bizim bütünle olan bağımızı kuvvetlendirir.

Doğanın kendi evrim sürecinde hizmetini gerçekleştirmek için sistemle birlikte hareket ederek üzerine düşeni eksiksiz yaptığından şüphemiz yoktur. Evrensel akıl ile hareket eden doğa mikrodan makroya, varoluşun her aşamasında kendi sorumluluğunun farkında olarak bunu yerine getirmekte ve bütünle birlikte hareket etmektedir. Bütünün bir parçası olarak geldiğimiz bu dünyada, tekrar bütünlenmenin görev ve sorumluluğunu anlamaya çalışmak çok önemli bir aşamadır. Bu aşamayı geçmek, dünya insanı için çok kolay olmamakla beraber, mutlak çözmesi gereken sırlarla dolu bir yaşamı özgür seçimiyle tamamlamak durumundadır.

         Bu aşmada giyinip kuşanacağımız bilinç bizi bir üst bilince götürecek elbisemiz olmalıdır. Bu elbise SEVGİ'dir. Her şeyde var olan ve her şey olan sevgi en büyük güç ve sorumluluktur.

         Bu süreçte insan kendini her şeyin merkezine yerleştirmekten vazgeçmeli, bütünün bir parçası olduğunun farkına varmalıdır.  Bugün kendine yabancılaşan insan bütünün bir parçası olmaktan oldukça uzak olduğunu ve bunu ancak hizmeti hedefine koyarak gerçek yönünü bulabileceğini öğrenmelidir.

         Doğada işe yaramayan, amacına uygun hareket etmeyen zamandan ayrı düşen her şey yok olmaya mahkûmdur. İnsan bundan muaf değildir. İşlevsiz gelişmeyen hiçbir şeyin hayatta kalması, kendi başına ayrı hareket etmesi düşünülmediği gibi ilahi yasalara tâbi olan her varlık -olmayan yoktur- evrim yasası  gereği kendini  geliştirerek  sorumluluklarını yerine getirmek için söz vermiştir.  Varlık bu sözünü tutmak zorundadır.

         Önümüzdeki en büyük engelin hayatımıza geçiremediğimiz ve eyleminde olamadığımız bilgi olduğunu bilmeliyiz.  Belirli bir ekonomik gelire sahip olmak maddi şartlarının iyi olması, kitabî bilginin kolaylıkla ulaşılabilir olması, bilinçlenmeyen insan için tehlikeli bir durum arz etmektedir. Çünkü bilgiye kolaylıkla ulaşabileceğini düşünebilmekte, hatta kendini ekonomik olarak nerede görüyorsa ruhsal olarak da aynı noktada olduğu yanılgısına düşmektedir. Oysa bilinçli bir insan sahip olduğu şartların varoluş amacını gerçekleştirmek ve hizmet için kullanacağı araç olduğunu bilmesi ve ona göre davranması gerekmektedir.

Oğuz Demir  2.8.2015  *ruhsalboyut.com*

 

<< geri
Ana Sayfa | Hakkımızda | Ziyaretçi Defteri Bugüne kadar sitemizi 22331800 kişi ziyaret etti, Şu anda 34 kişi sitede.