LBL_YAZI
SAYFA 1 SAYFA 2 SAYFA 3 SAYFA 4 SAYFA 5 ARŞİV
  Bugün: 29 Nisan 2024 Pazartesi

Bize Ulaşmak İçin
[email protected]
Yazdırılabilir Versiyon


Ruhçuluğun Amacı

         Ruhçuluğun asıl amacı, şimdiye kadar insanlara semboller şeklinde verilen bilgileri açmak, açık, anlaşılır bilgiler haline getirmektir. Sonuç ola­rak kozmik öğretiyle uyuşmayan her türlü bilgi tasfiyeye uğrayacaktır.
   
         Ruhçuluğun amacı; ruh mad­de ortaklığı ile yaşayan insanın amacı­dır. Bu amaç. organizasyonu yapan, geliştiren, gözeten Yukarının amacıdır. Bireyin amacı ihtiyaçları yönündedir. Tüm bu ihtiyaçlar, temelde ruhsallığın amacı kapsamındadır. Beşeriyetin ula­şacağı açık realite ruhçuluktur. Ruh­çuluk, varlığın dünyada en yüksek dü­zeyde yansıyıp, maddeyi kontrol edebi­lecek düzeye yükselebileceği realitedir. Bu da Spiritüalizmdir.   

         Spiritüalizmin en büyük amaçlarından biri, rehberlik konusunun ortadan kalkmasıdır. Her varlık kendi ayaklarıyla yere basmayı ve kendine yetmeyi öğrenecektir. Ruhçulukta maddeye egemen olmak, kendi­ne egemen olmaktan geçer.

 

Spatyumdaki Tesirlerle Yaşam


         Spiritüalizm, Tanrı' nın sesi­nin, kişinin kendi içinde olduğunu, en büyük mürşit' in kendi içinde ol­duğunu anlatır. Spatyumdaki tesirler, muhatap olduğun etkiler, sana yani içsel gelişim ihtiyacına göre­dir. Dünyadaki gibi yardım yoktur. Herkes kendi başının çaresine baka­caktır. Eken de sen, biçen de sen. Dünyada yardım isteyebilirsin ama orada yalnız başınasın. Bu yüzden amaç, varlığı hallerin üstüne çıkar­maktır. Reziletin de, faziletin de üstü­ne çıkarmak.
   
         Özetle Spiritüalizmin amacı, varlığı spatyuma hazırlamaktır. Daha önce de belirttiğimiz gibi; en önemli hu­sus, alınan bilgilerin kullanılmasıdır. Bilgi bir enerjidir; varlık kullanırsa po­zitiftir, kullanmazsa bilgi negatif ener­jiye dönüşür. Kullanılmayan bilgi ise enerjisini yitirir. Önünde bir elma ya da peynir var, kullanırsan vitamin olur, kullanmazsan çürür gider. Kul­landığın, astral maddeye katılıyor öteki boşa gidiyor.

         Yukarısı bugüne kadar bu den­li dönüş şoku vermedi, önce şuur al­tındaki birikimler kullanılıyor. İçinde bulunduğumuz zaman ve mekan koşulları (enerji vibrasyonu) tüm varlıkların doğacak olan yeni ortama adapte olması için astral bedenlerinde birik­miş olan her türlü maddesel enerjinin [cürufun) atılması, temizlenme­si ortamıdır. Dolayısıyla akla hayale gelme­dik her türlü fenomen oluşturuluyor, uygulama yaşatılıyor. Dejenerasyon alanları oluşturuluyor. Örneğin, İstan­bul Fikirtepe' de bir evde çıkan yangın konusu vardı. Evde çıkan yangında, maddelerin birden kendi kendine tu­tuşması, yanlış yorumlara yol açmıştı. Hatta cinlerden söz edilmiş bir sürü saçmalıklarla sözümona onlar kovulmaya çalışılmıştı. Bunlar kozmik madde enerjisinin sonuçlarıdır. Bu psişik bir fenomendir. Resmi bilim olaylara tek taraflı baktığı için kavrayamıyor.

         Bu olayların içeriği; varlığın düşüncelerinin maddeleşmiş halidir. Yani; şuurdaki negatif enerjinin mad­desel tezahürüdür. O evde felçli veya kanserli kişiler de olabilirdi, o zaman kimse bunu fark etmez "vah vah" der geçerdi. Maddenin yelpazesi geniştir. O enerjiyi değişik şekillerde tezahür ettirebilir. Eğer o eve radyasyon ölçen bir cihaz götürülse, yüksek radyasyon çıkması olasılığı da yüksektir.

 

Spiritüalizmin Önemi


         Spiritüalizm, ana bilginin şe­killenmiş halidir. Olaylara bu gözle bakmaya çalışalım. İnsanlar serbest bırakıldı ya da “Tövbe kapıları kapan­dı." demek; kayırmaların, korunmala­rın kaldırılması demektir. Bu şekilde varlık, artı ve eksisinin farkını azalta­caktır. Dualite azaldığında ruhsal sü­kunet başlar. İşte bu çalışmalara, konferanslara katılan ya da bu tür ya­pıtları okuyan kişilerin, ellerindeki bilgilerinin koparılmasına çalışılıyor ki, gelecek yüksek enerjiye uyum sağla­yabilsinler. Bu hıza ayak uydurama­yanlarla bir arada olmak çok zordur.

         Maddeyle ruh arasındaki iliş­ki şöyle oluyor: Maddenin temeline inildiğinde, programlanmış ve yoğun­laşmış bir bilgiyle karşılaşırız. Ruh varlığı, kendindeki bilgiyi uygulamak için bu ilahi enerjiyi çekiyor. Ger­çek bilgileri (Öz bilgi) kitaplardan de­ğil, hayatın kendisinden öğrenmeliyiz. Öz bilgi; bizim yüksek benliğimize ak­tarabildiğimiz bilgidir.

         Örneğin, her şey yolunda iken elimize tespih alıp binlerce kez şükür çeksek, bu bizi kurtarmaz. Eğer ıstı­raplar ve acılar yaşarken şükredebili­yorsak, bu bilgi özümüze gider. Bilgiyi şahsiyet sınırlarından ferdiyet sınırla­rına geçirmeliyiz. Şahsiyet sınırlarına takılmış bilgi, benliklere takılmış demektir. Ferdiyet'e intikal eden bilgide vicdan çok geniş bir alana kavuşur.
   
         Fizik' ten ve duygu' dan gelen enerjileri yönetmemiz gerek. Fiziksel ve duygusal enerjiyle kirlenmiş bir be­den, gene fıziksel olarak temizlenmek zorundadır (Yanarak ölmek).

         Dünyamızda ortak karma alanları oluştu. Sahte şahsiyetler Ast­ral bedene yapıştı. Bu nedenle bireylerin bir araya gelebilmesi şarttır. Mad­de baskısı arttı. İnsanın varlık düzeyi madde düzeyine indi. Kanser, AİDS, Ebola virüsünden daha kötü bir virüs var; "Madde virüsü." mikroskopla da görünmüyor. Devre sonu şokları ve ağır te­sirler, varlıkların içinde bulundukları maddesel safahatı aşmaları için bir rah­mettir. Tüm karmaşa ve yoğun baskı­lar; varlıkların gelişmeleri, olaylarda esneklik kazanmaları ve ruhun geçir­genliğinin artması içindir. Zaman ruh­sallaşma zamanıdır ve oraya doğru gi­diyor. Ayrı ayrı planlar dünya beşerine parçalar yaptırıyorlar, sonra bunlar birleşecektir. Varlıklar yaptıklarını ve ne oluşturduklarını bilmiyorlar. Depo­lanmış tüm bilgilerin şuura yansıma­sı, şuuruna varılması çalışmaları yapı­lıyor. Sonunda tüm parçalar bir araya getirilecek (Pano oluşacak).
   
         Nasrettin Hoca pazarda bir pa­pağanın 10 akçeye satıldığını görünce, hemen eve gidip hindisini alır ve "100 akçe" diye bağırarak satmak ister. Çevresindekiler "Hoca sen şaşırdın mı? Bir hindi 100 akçe olur mu?" derler. Hoca "Peki küçük bir papağan 10 akçe oluyor ya" deyince; ama o konuşuyor" diye yanıtlarlar. Fakat Hoca durur mu? "O konuşuyorsa, benimki de dü­şünüyor." der.

         Sevgili kardeşlerimiz, "Kötüler daha rahat, iyiler ıstırap çekiyor." diye şikayette haklısınız, çünkü maddenin ağırlığı vicdanlı olanlara etki ediyor, ötekiler rahat. Ayrıca bilim ve dinin birbirlerinin hakkından gelemeyen, birbirlerine sürekli diş bileyen iki düşman güç haline gelmeleri, çağımızın en büyük derdidir.

 

Cavit Utku

Bursa Parapsikoloji ve Ruhsal Araştırmalar Derneği Başkanı

 

(Güncelleme: 12/02/2006)

 

<< geri
Ana Sayfa | Hakkımızda | Ziyaretçi Defteri Bugüne kadar sitemizi  kişi ziyaret etti, Şu anda  kişi sitede.